26 Mart 2016 Cumartesi

OKGT yeniden...23 Mart Yalıncak Gözlemi

Herkese merhaba,

ODTÜ Kuş Gözlem Topluluğu döndü! Geçen iki koca yılın ardından ilk yayınımızla blog sayfamız da artık aktif! Yarım kalan çok iş ve yazılacak çok yayın var. Bir kere daha topluluğumuzun tüm etkinlikleriyle, kuş gözlem ve kuşlarla ilgili yayınları bu blogtan takip edebileceksiniz. Yeni editörlerimiz ve yazarlarımızla hem de =) Lafı sündürmeden hemen yayını yazmaya başlamak istiyorum. Şu anda okuyor olduğunuz 2016 yılının ilk blog yayını 23 Mart günü yaptığımız Yalıncak gözlemi ile ilgili. Herkese iyi okumalar =)

Öncelikle tekrardan toplulukla birlikte olmak harika! Yıllar sonra yapılan ilk tanışma toplantısı ve onlarca güzel plan...Üstüne de hevesli ve yeni üyeler. Yıllar sonra ilk defa topluluk hak ettiği yere gelecek bu sene. Harika bir yıl bizi bekliyor! Yaptığımız planlardan birisi olan ve zaten başlattığımız yüksek çözünürlüklü ODTÜ gözlemlerinin bir parçası olarak 23 Mart sabahı yaptığımız gözlemden bahsedeceğim bu yayında. Bu yüksek çözünürlüklü (zaman bazında) gözlemler Ankara şehir merkezindeki yegane tek parça yeşil alan olan ve doğal hayat için adeta barınak haline gelmiş kampüs arazimizi yılın hangi zamanları hangi kuşların ziyaret ettiğini tespit etmeyi ve belgelemeyi amaçlıyor.

23 Mart gözlemimiz sabah 08:00'de A4 kapısından girmemizle başladı. Gözleme katılan gözlemcilerimiz ise ben, Fikriye Kepenek ve Umut Tank'tı. Son zamanlarda topluluğumuzdaki en hevesli üyelerden birisi olan Umut Tank'tan bugün size biraz söz edeceğim =) zira ileride önemli bir karakter olacak kendisi. 3 saat ve 30 dakika süren gözlemimizin tam rotasının uydu görüntüsü üzerinde işaretlenmiş halini aşağıdaki resimde görebilirsiniz. Yalıncak köyünü ve göleti kapsayan rotamızın uzunluğu tam 8km.


Gözlem patikamız



Gözlemin hemen başında A4 kapısından içeri girer girmez her iki yanımızdan şiddetle öten baştankaralar karşıladı bizi. Her yerden ayrı bir kuş sesi! Bahar gelmiş ve doğa canlanmış diye düşünmüş olsa gerek o sırada yanımda koşuşturan kız arkadaşım Fikriye. Ben ise o kuşların derdinin ne olduğunu çok iyi biliyorum. O naif haliyle Fikriye'nin düşündüğü güzel şeyler ve aslında kuşların düşündüğü çok daha da güzel şeylerle ilgili harika bir karikatür çıktı ertesi gün karşıma. İşte o karikatür.  


Kuşların esas derdi =)


Evet baharın gelmesiyle olan şey bu arkadaşlar...Kuşların şarkı söylemesinin tek sebebi bu olmasa da bir daha baharda şarkı söyleyen bir kuş duyduğunuzda aklınıza bu karikatür gelmeli =D Kuşlar partner etkileme derdindeyken biz de çok vakit kaybetmeden hemen yüzme havuzuna gitme derdindeydik zira gecikmiştik ve Umut bizi orada bekliyordu...Boynunda kamerası, dalgalı uzun saçları ve meraklı bir hava yaratan gözlükleriyle. Hani hep sınıfta sürekli soru soran ve arkadaki çocuklar tüftüf yapıp birbirlerine tükürükle ıslanmış kağıtlar atarken en ön sırada dersi gözleri ardına kadar açık bir şekilde dinleyen bir çocuk olur ya hep =) Umut o çocuk işte. İnanılmaz bir hevesle tanışma toplantımızdan bu yana hep odaklı ve tam odaklı. Hazırlık öğrencisi hali onunki. Yapacak iş arıyor ama farkında olmadığı bir hevesi var. Babası bir avcı. Kuşları az çok tanıyor. Artık avla alakası yok. Umut artık kuşları korumaya yardımcı olacak. Havuzdan Umut'u da aldıktan sonra halı sahaların yanından Yalıncak koşu parkuruna girdik. Hava soğuk ve rüzgarlı olsa da kuşlar bizi üzmeyip kendilerini gösteriyorlardı. Her yerde karşımıza çıkan çıvgınlardan, kızılgerdanlardan ve büyük baştankaralardan birer tanesinin fotoğrafı aşağıda. Fotoğraflarımız Umut'tan.



 Çıvgın




 Kızılgerdan




Büyük baştankara




Yolumuz uzun olduğu için hızlı yürüsek de yeşil ağaçkakanı görüp fotoğrafladığımız ve adına ökse ardıcı vadisi koyduğumuz yere uğramadan duramadık. Kış ziyaretçimiz olan yeşil ağaçkakandan eser yoktu. Önümüzdeki gözlemlerde onu takip ediyor olacak olsak da gitmiş olduğu gerçeğiyle yüzleşsek iyi olur. Yine de ODTÜ'nün Hacettepe'den daha iyi olduğunun bir kanıtı olarak kayıtlarımızda yerini aldı =) Merve Yıldızbaş arkadaşıma da selam göndermek istiyorum bu vesileyle. Yolumuza devam ederken havanın biraz ısınmasıyla birlikte gözümüzü yukarı diktik. Sıcak hava akımlarını kullanarak yükselen yırtıcı kuşları görmeyi istiyorduk. Umut ise fotoğraflarını çekmeyi istiyordu =) "Ne yani görüyorsunuz ve bitiyor mu? Fotoğraf çekmiyor musunuz?" demişti bir keresinde bana kuş gözlemle ilgili. Okulumuz arazisinde üreyen en büyük yırtıcı kuş olan ve kanat açıklığı yetişkin bir insan boyuna yaklaşan kızıl şahini görüp fotoğrafını çektiğinde mutluydu o yüzden. İşte kızıl şahin fotoğrafı.



Kızıl şahin




Yolumuza devam ettik ve çamurlara bata çıka da olsa Yalıncak köyüne ulaştık. Yaklaşık 20 gün sonra yemyeşil uzun otları, mükemmel gün batımları ve köyün kalıntısı olan duvarların üstlerinin otlarla kaplanmasıyla Yüzüklerin Efendisi filmlerinden tanıdığımız Frodo Baggins'in memleketi olan Shire kasabasına benzeyecek olan o güzel köy. Nisan ayında bir kere görenin fonda görünün gri dumandan battaniyenin altındaki çirkin şehre bir daha geri dönmek istemediği yer. O köyün fotoğraflarını koymayacağım. Çünkü hiçbir fotoğrafta güzel çıkmıyor. Çok güzel olup fotoğraflarda hep soluk çıkan bir insan gibi o köy. Herkesin kendi gözleriyle görüp tecrübe etmesi lazım. Merak edenler için ise iyi bir haberim var =) Bahar boyunca oraya sık sık gideceğiz. Her yerinden suların fışkırdığı ve havanın şehir gibi kokmadığı o köyü ve köyü çevreleyen araziyi hepiniz görmelisiniz. Şimdilik orada karşılaştığımız kuş türlerinden birisi olan ve bu ayın en güzel kuşlarından olan taşkuşunun fotoğrafıyla yetinin. Capcanlı bahar tüylerini bürünmüş olan bu birey bir erkek. Fotoğraf Umut'tan.



Taşkuşu




Dönüş yolunda saat çok geç olmuş olsa da gölete uğrama fırsatı bulduk. Her zaman olduğu gibi okulumuzun ASELSAN'a peşkeş çektiği göletimizde farklı silahlar test ediliyordu. Bu seferki test torpido testiydi. Görünce yine kan beynime sıçradı. Koca ülkede yer kalmamış gibi gelip bizim okulumuzun ormanının ortasında yegane su parçası olan gölette torpido atıyor adamlar! Bilin bakalım su kuşu görebildik mi? Tabi ki hayır. Son su kuşumuz olan küçük batağanında dalarken kafasına torpido falan isabet etmiş olsa gerek o da yoktu. Atılan toplar ve torpidolar sağ olsun gölde kuş kalmamıştı. Fakat bu sene yaptığımız gözlemler ve aldığımız kayıtlar gölet için hala umut olduğunu gösteriyor. Sudan kafasını çıkartıp bize merakla bakan ve benim yarım yamalak sürüngen bilgimle çizgili kaplumbağa olarak tanımladığımı bu güzel kaplumbağa bunun kanıtı. Belki de yurtta ona bakamayan birisi onu oraya bıraktı ama o halinden çok mutlu gibi. En azından torpido atılan yerin uzağında ve güvende. Fotoğraf yine Umut'tan.



Meraklı su kaplumbağamız



Tam o sırada yamaçlarda keklik görmeyi beklerken karşımızda bir çift kınalı keklik belirdi. İlk defa bu kadar yakından görme fırsatımız olmuştu. Yaklaşık 10m mesafedelerdi ve çok çekingen değillerdi. Ağır adımlarla uzaklaşırlarken bol bol fotoğraflarını çekti Umut. İşte o fotoğraflardan bir tanesi. 



Kınalı keklik




Keklikleri gördükten 15-20 adım sonra ise bir cinayet mahallinin tam ortasında bulduk kendimizi: 1 metrekarelik bir alana dağılmış yolunmuş keklik tüyleri. Belli ki daha yeni öldürülmüş ve belli ki bir yırtıcı tarafından. O yırtıcının ne olduğunu bilemesek de insan olmadığını düşünüyorum. Belki bölgede üreyen çakırkuşlarından birisi belki de bir şahin. Bu fırsattan istifade tüy koleksiyonumuz için birer tane tüy aldıktan sonra olay yerinin bir fotoğrafını çekip oradan ayrıldık. İşte olay yerinin fotoğrafı.



Kınalı keklik tüyleri


Bu olayı sindirmiştik ki bu seferde göletin yanındaki tepelerden bir kuş süzüldü. Yapayalnız bir leylekti o kuş. Normalde sürülür halinde görmeye alıştığımız leyleği tek görünce şaşırdık. O yalnız bir şekilde süzülerek yoluna devam etmeden önce birkaç poz verdi Umut'a. 



Yalnız leylek



Böylece gözlemimiz sona erdi. Bu gözlemimizde tanıklık etme fırsatı bulduğumuz çok güzel bir şey daha oldu ve o da doğanın ve içindekilerin ne kadar dayanıklı olduğuydu. Yalıncak köyü civarından dikenli bir çalının içinde bulduğumuz ve ak mukallit isimli bir yaz göçmeni bir kuşa ait olan bir yuva ve gölet kenarındaki bir söğüt ağacında sallanan çulhakuşu yuvası bunun en güzel kanıtıydı. İnşa edildiklerinden bu yana belki de 10-11 ay geçmiş. Fakat hala oradalar ve çok iyi durumdalar. Bir avuç içinden küçük olan ak mukallit yuvası ve altı hafif parçalanmış olsa da ağaca hala asılı duran çulhakuşu yuvasının fotoğrafları aşağıda. 


 Ak mukallit yuvası




Çulhakuşu yuvası



Bu yuvalar neredeyse 1 yıldır rüzgarda, güneşte, yağmurda, karda, fırtınada ve aklınıza gelecek her koşulda 7/24 oradaydılar. Tüm her şeye dayanmışlardı. Bu yuvaların verdiği mesaj açıktı: doğa çok güçlü ve dayanıklı! Yüzlerce yıldır insanoğlu olarak yaptığımız her şeye rağmen doğa hala ayakta ve direniyor ve bizim ona ayırdığımız hemen her boşlukta yeşeriyor. Yeter ki doğaya bir boşluk yaratalım. Eş zamanlı olarak çocukluğumdan bir anı geldi aklıma. Mahallenin toprak olan yollarından birine uyduruk bir asfalt atmışlardı dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel oradan geçecek diye. 1 ay sonra o asfaltın her yerinden çimler çıkmıştı. Aynı o çimlerin asfaltı kırıp yüzeye çıkıp yeşermesi gibi doğa her zaman her boşlukta yeşerir, her şeye dayanır ve hatta kendine ait olanı tekrar bizden alır. Bu iki küçük yuva bana bunları hatırlattı işte. 


Evet iki koca yıldan sonra yazdığım ilk blog yayınının sonuna geldim. Toplamda 30 kuş türü gördüğümüz gözlemdeki tür listemiz için http://ebird.org/ebird/view/checklist?subID=S28501894 adresine bakabilirsiniz. Dil seçeneğini Türkçe yapabilirsiniz. Umarım okurken keyif almışsınızdır. Bundan sonra yayınları yalnız yazıyor olmayacağım. 03.04.2016 sabahı tanışma gözlememizde görüşmek üzere. Herkese bol kuşlu günler =) 

Kaan

4 Mart 2014 Salı

Büyük Yalıncak gözlemi =)

Herkese selam,

Sonunda bir süredir ertelemek zorunda kaldığımız büyük Yalıncak gözlemimizi yapabildik! Gelemeyenler kesinlikle kıskanacak çünkü harika bir gözlemdi! Pek iyi olmayan hava ve şiddetli rüzgara rağmen 37 tür gördük ve 4 tane yaygın tür eksik bu listede =) Gelmeyenler gerçekten çok şey kaçırdı. Yakın zamanda bir tane daha yapacağız ve onu kaçırmak istemeyeceksiniz. Ben anlatmaya başlayayım en iyisi =) Herkese iyi okumalar =)

Sonunda Yalıncak'a gidiyoruz diye geceden heyecanlanmaya  başlamıştım. 04:30'a kadar uyanık kalarak yağmuru takip ettim ve yattığımda yağmur durmuştu. Yine de 2 saat sonra uyandığımda emin değildim çok çamur olacak mı diye ama neyse ki yerler baya kurumuştu ve hiç bir engelimiz kalmamıştı 6 km sürecek olan ve Refika Aksoy'dan başlayıp, göleti ve köyü geçip sonrada caminin yakınlarında son bulacak olan gözlemimiz için. İşte gözlem patikamızın uydu görüntüsü.


Gözlem patikamız


Saat 08:30 gibi ben, Tilbe, Pemra, Tansu, Alper ve Hacettepe'den Merve başladık gözlemimize. Üzerimde Merve'ye ODTÜ'nün Hacettepe'den daha iyi olduğunu kanıtlamak için çok kuş görmemiz gerektiği baskısını hissedebiliyordum =D İşin sonunda Merve ikna olmadı ama olacak! Aslında o da çok beğendi ama kabul etmek istemedi bence =D Sonuçta çok güzel bazı türler gördük ve çok eğlendik. Gözleme hızlı başladık. Dolmuştan indiğimiz anda 5 tür oldu zaten hemen =D Merve şaşırdı tabi. Patikanın başında sedirleri geçerken çalıkuşu yok diye üzülüyorduk ki biraz ileride kendi çapında bir kuş cenneti olan bir orman köşesi keşfedip orada bol bol çalıkuşu ve sürmeli çalıkuşu görme fırsatımız oldu =) Şarkı söyleyen bir çıvgın, bizden pek fazla çekinmeyen uzun kuyruklu baştankaralar, ketenkuşları, floryalar, öter ardıç, ve ökse ardıcı... Hepsi oradaydı =) Daha sonra vadiye girip gölete çıktığımızda bir anda hava kapadı ve neredeyse kızların ayaklarını yerden kesebilecek bir rüzgar başladı. Gözlerimizi açamıyorduk rüzgardan ve hiç bir şey duyulmuyordu. Moralimizi bozmadık =/ Gerçi benim biraz bozuk çünkü garanti türlerimizden birisi olan kamışbülbülünü duyamadık gölette rüzgar sabebiyle. Daha sonra Merve'nin "sizin gölette hiç ördek yok puahha xD" demesiyle kışı bizim göletimizde geçiren yeşilbaş çiftinin sazlıklardan havalanması bir oldu =D Ama tür sayısı hala çok azdı =( Üzerimdeki baskı büyüyordu =D Merve'ye koz veremezdim =D O yüzden hemen yola devam edip Yalıncak köyüne tırmanmaya başladık. Çok yorucu bir tırmanış olmasına rağmen köyün girişinde alçaktan uçan bir şahin görünce moralimiz düzeldi =) Merve de mutlu olmaya başladı sonra. Türlerin ardı arkası kesilmiyordu Yalıncak köyüne vardığımızda. İşte o türlerden bazılarının fotoğrafları. Bu harika fotoğrafları çektiği için topluluğumuzun resmi fotoğrafçısı Tilbe Nazlı'ya teşekkür ediyoruz =)



Kızılgerdan 



Saçma sesler çıkaran karatavuk =) 



Uzun kuyruklu baştankara




Yine uzun kuyruklu baştankara =)



Şahin



Göletimizde kışlayan yeşilbaş çiftinin erkeği =)



Çok uzaklarda günlük göçlerini yapan karabaş martılar =)




Sonunda Yalıncak köyüne vardıktan sonra orada bir mola verdik ve çeşme başında kahvaltımızı yaptık =) Kahvaltı sırasında doğanın çağrısına kulak verip bir ağaç ararken küçük bir su birikintisinin yanında kuru yapraklar üzerinde sekerek ilerleyen ufacık bir kuş gördüm. Böylece garanti türlerimizden olan çıtkuşunu da tür listemize ekledik ve toparlanıp yola devam ettik ama içime dert olan bir şey vardı. Hala kamışbülbülü ve mavi baştankara gibi okulda her yerde gördüğümüz kuşlar listede yoktu =/ Çatıya kahvaltı yapmaya giderken artık mavi baştankaranın şarkısını telefondan çalıp söylene söylene giderken aşağıda fotoğrafları olan iki arkadaş bize çok garip bakışlar attılar =D Fotoğraflar yine Tilbe Nazlı'dan.



"Bu ne kadar büyük bir mavi baştankara böyle =S" bakışıyla kumru =) 




"Yakın zamanda nükleer sızıntı da olmadı halbuki =/" bakışıyla sarı çinte 



Böylece şaşkın bakışlar altında ve mavi baştankara göremeden gözlemimizin sonuna geldik =D Merve çok mutluydu ve içten içe ODTÜ'ye hayran kaldığı belliydi. gözlem sırasında 34 diye saydığımız tür listemizin aslında 37 olduğunu ve bu liste 4 tane yaygın görülen türün (kamışbülbülü, mavi baştankara, sığırcık, ve kocabaş) olmadığını düşünürsek aslında Merve mutlu olmakta haklıydı =) İşte tür listemiz.


- Şahin 
- Kızıl şahin
- Kerkenez
- Çakır
- Sutavuğu
- Yeşilbaş
- Çıtkuşu
- Kınalı keklik
- Kumru
- Kaya güvercini
- Karabaş martı
- Alaca ağaçkakan
- Orman toygarı
- Tarlakuşu
- Kızılgerdan
- Dağbülbülü
- Karatavuk
- Öter ardıç
- Ökse ardıcı
- Çıvgın
- Çalıkuşu
- Sürmeli çalıkuşu
- Uzun kuyruklu baştankara
- Büyük baştankara
- Çam baştankarası
- Bahçe tırmaşıkkuşu
- Alakarga
- Saksağan
- Serçe
- Ağaç serçesi
- İspinoz
- Florya
- Saka
- Kara başlı iskete
- Küçük iskete
- Ketenkuşu
- Sarı çinte

Emin olmayıp duyduğumuz bazı türleri de not almak isterim. Yalıncak köyünde kahvaltı yaparken duyduğumuz baykuş çağrısının kulaklı orman baykuşuna ve Refika Aksoy'un orada çamların arasından duyduğumuz sesin de orman tırmaşıkkuşuna ait olduğunu düşünüyorum fakat kesin emin olmadığımızdan dolayı listede yer alamadılar =) Her şeyiyle mükemmel bir gözlemdi gerçekten. Katılamayan herkes kaçırdığı bu güzel türleri görüp üzülmeli =D Merve umarım ikna olmuştur artık ODTÜ'nün Hacettepe'den daha iyi olduğuna. Bu tatlı rekabeti yaratan Merve'ye çok teşekkür ediyorum ve bu tatlılığıyla devam etmesini umuyorum bu rekabetin =) Bu vesileyle burada kardeş topluluğumuz olan Hacettepe Yaban Hayatı ve Doğa Belgeselciliği Topluluğuna da selam gönderiyoruz ve Merve'ye de bizimle olduğu için teşekkür ediyoruz. Yakın zaman bir daha Yalıncak gözlemi olacak ve 40 tür sınırını geçeceğiz! Facebook grubumuzu takipte kalın. O vakte kadar herkese bol kuşlu günler =)

Kaan Özgencil

7 Şubat 2014 Cuma

Büyük ihtimalle Türkiye kuşçuluk tarihinin en iyi gezisi!

Herkese merhaba,

Bu kadar harika bir deneyimi etkili bir şekilde yazıya aktarabilecek olduğumdan emin değilim ama hiç yazmazsam da olmazdı =D Aklımda kaldığı kadarıyla ve biraz kendi gözümden olacak yazım. OKGT'den 10 kişi olmak üzere toplam 55 kişinin katılımıyla, 1-6 Şubat tarihleri arasında gerçekleşen Kars-Iğdır gezisi bu sabah 09:00 gibi Ankara'ya varmamızla sona erdi. Gelemeyenler, gelmeyenler, gelsem nolcaktı zaten bilirim oraları diyenler dahil katılamayan herkes pişman olmalı =) Çünkü büyük ihtimalle Türk kuşçuluk tarihinin en iyi gezilerinden birini kaçırdılar. Anlatmaya başlamadan önce bir kaç kişiye teşekkür etmek istiyorum =) Sevgili Mustafa Erturhan abime böyle bir turu akıl edip üstüne bir de organizasyonun büyük kısmını üstlendiği için, sevgili Lale Aktay hocama kendisinin ve Kuzey Doğa Derneği'nin hiç bir yardımını esirgemediği için ve son olarak Emrah Çoban abime bizimle olduğu ve o soğukta yürümeyelim diye bizi otele bile arabalarla taşıdığı için çok çok teşekkür ediyorum kendim ve OKGT adına =) Lale abla ve Emrah abi biraz yorduk sizi ama yaptıklarınız çok makbule geçti ve sizin sayenizde böyle harika bir deneyim yaşadık hepimiz. İyiliklerinizi unutmayacağız =)

Evetttt. Harika gezimiz 1 Şubat akşamı Ankara tren garında başladı. Herkes harika bir gezi olacağını biliyordu ama bu kadar iyi olacağını tahmin etmemiştir sanırım =) Dev çantalar, şangır şangır sallanan zulalar =D Aşağıdaki fotoğraf biz Doğu Ekspresine binip, 24 saatlik Kars yolculuğuna başlamadan önce çekildi. Evet fotoğrafta gördüğünüz kişi ta kendisi =D Kuş dünyasının Rock starlarından olan Soner Bekir de gezi boyunca bizimleydi =D Gezi boyunca içkilerini ve bilgeliğini eksik etmedi. Organizasyon da onun da payı büyük. Tüm topluluk adına ona da çok teşekkür ediyoruz =)



       OKGT + Soner Bekir + Tuğba =D                 


Neden uçak veya otobüsle gitmedik ve Doğu Ekspresini seçtik? Çünkü tren yolcululuğunun nostaljisi ve 24 saat boyunca aynı vagonlarda 55 tane kuş severle vakit geçirmenin mükemmel bir yolculukla sonuçlanacağını öngörmüştü Mustafa Erturhan abim ve sonuna kadar haklı çıktı =) Yolculuk kesinlikle anlatılamaz. Aşağıdaki fotoğraflar belki biraz fikir verebilir ama orada olmak, o yemek vagonunda arkadaşlarınızla birlikte bir şeyler içmek, farklı illerden harika insanlar ve harika kuşçularla tanışmak, tren hareket halindeyken bile camdan kuş aramak, bir kuşette 16 kişi oturmak (herkesin oturduğu söylenemez ama xD), vagonda damat halayı çekmek, yolda 2 doğum günü ve 1 yıl dönümü kutlamak, TCDD'yi kökten değiştirecek bir anti-burjuvazi devrimi yapmak (en eğlencelisi buydu sanırım), kondüktör amcayı sarhoş etmek, orantısız şiddete maruz kalan bir sarhoşun hakkını savunmak, saatlerce arkadaşlarınla sohbet etmek, sarhoş olmak, Teksen arkadaşımız gibi 18 saat uyumak =D ve daha aklıma gelmeyen bir çok şey...Harika tren yolculuklarımızı özetlemek zor ama dediğim gibi fotoğraflar biraz yardımcı olabilir. Bir bakın =)


Neredeyse tüm yolcular =)
                                                                     



Börek partisi =D
                                                                 


 Trenimiz



Kondüktör Ali abi =D Gecenin sonunda Türkçe konuşamıyordu




1 kuşette 16 kişi olduğu sırada çekilmiş bir resim




Yemek vagonu ve Tilbenin sağ gözü =D 




16 kişi =D 




Mustafa Erturhan ve Zeynep Erturhan'ın evlilik yıl dönümü kutlaması =D 


Yataklı vagonda gidip halkına ihanet eden Meltem'in kompartmanı =D




Kuşetli manzaraları 



Özellikle dönüş yolunda yataklı vagon (biletleri daha pahalı olan, her kompartımanda lavabo bulunduran, kuşetli gibi 4 değil 2 kişilik olan, vagon tuvaletleri bile daha lüks olan, kompartımanda bulunan mini barında bedava çikolata ve meyve suları olan ve içinde çalışma masası bile olan burjuva vagonu xD) girişine asılan "yataklı vagona girmek yasaktır" yazısı üzerine kuşetli vagon (4 kişilik standart kuşetli kompartımanlar olan halkın vagonu) sakinlerince yapılan anti-burjuvazi devrimi =D Yaratıcılığın ve eğlencenin tavan yaptığı ve grubumuzun yataklı vagonda yolculuk eden üyelerinin bile sesli gülmesine sebep olan bu devrim ayrı bir ilgiyi hak ediyor. Direniş ve devrim sırasında vagonlara asılan bazı pankartların fotoğrafları aşağıda =D Yaşanılan yaratıcılık patlamasının ne boyutta olduğunu tahmin edin. Bu devrim sonunda yataklı vagon sakini elit tabaka ile kuşetli sakini yurdum insanı ortak bir paydada buluştu ve el ele verip yeni bir düzen kurdular =D Vive la Revolution! Bu kadar eğlenemezdik sanırım =D İşte o pankartlar.

























Sadece yolculuk değil Kars ve Iğdır'da geçirdiğimiz zaman da harikaydı =) Yerel yemekleri (Kaz, mantı, ejder(ha) kebabı vs.) tatmak, geceleri hep birlikte bir otel odasında toplanmak, Görkem'in doğum gününü süper bir sürprizle kutlamak, Ani Harabeleri'ni gezmek, hareket halindeyken 12 tane kulaklı orman baykuşunu bir arada görmek ve bunun için otobüsü kenara çektirmek, sıcak şarap içmek, başkanımız Meltem Tuna'nın yeni albümünden şarkılar dinlemek, Çıldır Gölü'nün meşhur sarı balığını yemek ve donmuş olan gölün üzerinde yürümek, Aras Vadisi'ni gezmek ve orada kuş gözlemlemek, alan ve orada yapılması planlanan yeni bir baraj (olanlar yetmezmiş gibi) hakkında Lale hocamdan bilgi almak, Aras'ta yaşayan insanların misafirperverliğini ve lezzetli ketelerini tatmak, Türkiye'nin (bence) en iyi kuş gözlemcilerinden birisi olan ve daha sadece lise 1.sınıfta okuyan Berkay kardeşimle tanışmak ve onun rehberliğinde Aras Nehri Kuş Cenneti'ni gezmek, her gittiğimiz yerde harika türler görmek (tür listesi son kısımda), dünyanın en şeker ve tombik köpeciklerinden ikisini sevmek, Doğu Beyazıt'ı ve İshak Paşa Sarayı'nı gezmek, otobüsümüz sürekli gecikse ve bozulsa da moralimizi bozmamak, Türkiye'nin en soğuk gecesini yerinde yaşamak, Ağrı'yı yakından görebilmek, bir çift bıyıklı doğanı mahrem bazı anlarında gözlemleyebilmek, kuş cennetindeki sivri tepeden aşağıya doğru işemek =D, otobüsle gözlem noktalarına giderken yolda tilki saymak (Görkem'in kaydı 22 oldu sanırım), ikram peynirlerle karın doyurmak ve daha aklıma gelmeyen bir çok şey =D İşte Kars'ta kaldığımız sürede çekilmiş bazı fotoğraflar.


Tüm herkes donmuş Çıldır Gölü üzerinde =D 



Ani Harabeleri



Ani çıkışı çay keyfi =)



Görkem doğum günü pastası üflerken tilki görmeyi diliyor =D



Görkem'in doğum günü room 105 =) 



Ani Harabeleri



Otobüs manzaraları




Dünyadaki en güzel köpeklerden birisi =) 



Dünyadaki en güzel köpeklerden birisi daha =) 



Ani Harabeleri



Berkay ve ailesinin bahçesi ve ördekleri =)



Donmuş Çıldır'dan bir fotoğraf 




Ani Harabeleri





İshak Paşa Sarayı




Donmuş Çıldır'dan bir kare




Kars şehir merkezi



OKGT -30 derecede restoran ararken







OKGT YKları + Teksen =) 





İkram peynir keyfi =D 



OKGT uçuyor =D 


Vee şimdi esas kuşçular için en önemli kısıma gelelim...Kuşların kendisi =) Gezi çoğu kişi için kertiklerle ve heyecanla dolu geçti =D Kertik üstüne kertik atıldı gezide! Mustafa Erturhan, Soner Bekir ve Aras Kuş Cennet'inden Berkay kardeşim rehberliğinde her gittiğimiz yerde ve yolda harika türler gördük gerçekten. Gerçekçi olmayan hedef türümüz kar baykuşunu bulamamış olsak bile gezinin süper verimli geçtiğini söyleyebilirim =) Daha trendeyken sabah 08:00 civarı başladı gözlemler =) Mustafa abinin sesine uyandım ben de bir çok kişi gibi. İlk başta "kaya kartalı var!" sesine koştum ama yetişemedim. Daha sonra büyük orman kartalı =D sonrasında Erzincan'daki kara çaylaklar, karla kaplı ve yüksek olan her yerde bol bol gördüğümüz ve ülkemizin bence en güzel kuşlarından olan kulaklı toygar, bol bol yeşilbaş ve büyük ak balıkçıl. Bir ara camlarda yer kalmıyordu neredeyse dışarıya bakacak =D Her neyse, Kars'taki ilk günümüzde ilk durağımız Ani Harabeleri oldu =) Orada bol bol kaya sıvacısı vardı ve çok güzel pozlar veriyorlardı. İşte o pozlardan birisi. Fotoğraf benim tarafından çekilmiştir =)



Kaya sıvacısı


Ani Harabeleri sonrası Çıldır Gölü'ne giderken harika bir şey oldu! Cemil abimiz bir anda "kulaklı orman baykuşu" diye bağırdı. Bir ağaç üzerinde tam 7 tane baykuş vardı =) Üreme öncesi sosyalleşmek ve çiftler oluşturmak için orada bulunan baykuşlar bir anda en büyük heyecanımız oldu. Hemen şoför otobüsü kenara çekti ve koşuşturma başladı. Herkes elinde kameralar telefonlar çekebildiği kadar fotoğraf çekiyordu. Kuşlar ise bizi pek takmıyor gibiydiler =D Bol bol arabanın geçtiği bir yolun kenarında, bir evin bahçesindeki bir ağaçtaydılar ve güneşten ve rüzgardan gözlerini açamıyor durumdaydılar =) Dakikalarca bize harika pozlar verdiler. Daha sonra arkadaki bir ağaçta 5 tane daha olduğunu fark ettik. İnanılmaz derecede mutlu olmuştum ve böyle bir şansı yakaladığım için çok şanslı hissediyordum =) Eminim çoğu kişi de benim gibi hissediyordu. İşte çektiğimiz fotoğraflardan bazıları. Fotoğraflar ben ve Tilbe Nazlı tarafından çekilmiştir. 


Kulaklı orman baykuşu



Kulaklı orman baykuşu



Kulaklı orman baykuşu


Bu yüksek dozda heyecandan sonra Çıldır'a vardık ve yemek yiyeceğimiz restorana yaklaşırken bir direğin üzerinde kukumav gördüm =) Yemek bittikten sonra ilk işim onu aramaya çıkmak oldu. Biraz karlara batıp çıkarak da olsa, kovalamaca meyvesini verdi ve kuşu buldum =) ama ters ışıktaydım ve güneş batmak üzereydi. Hemen arkasına dolandım ve aynı kulaklı orman baykuşları gibi büyük bir aldırmazlıkla ona yaklaşmama ve bol bol fotoğraf çekmeme izin verdi. İşte onlardan ikisi =)


Gün batarken kukumav



Kukumav



Heyecanla geçen ilk günden sonra bir o kadar güzel bir gün geçirdik ikinci günümüzde de. İlk durağımız olan Aras Nehri Kuş Cenneti'ne giderken yolda karlı manzaraların en güzel kuşu olan kulaklı toygarı görme ve çok çok uzaktan bile olsa bir kaç fotoğrafını çekme fırsatımız oldu =) İşte onlardan ikisi. Fotoğraflar Tilbe Nazlı'dan. 


Kulaklı toygar



Kulaklı toygar



Kuş cennetine vardığımızda çok sıcak karşılandık =) Berkay ve ailesine tekrardan sonsuz kere teşekkür ediyorum yaptıkları her şey (özellikle mükemmel kahvaltı için). Orada biraz vakit geçirdikten sonra bir grup kuş cennetinde kalırken diğer bir grup Iğdır'ı ve İshak Paşa Sarayı'nı görmeye gitti. Ben Aras'ta kalan gruptaydım =) Ama gruplar ayrılmadan önce hep birlikte Tuzluca çöplüğüne beslenmeye giden ve ülkemizin en büyük kuşu olan kara akbabaları ve onlara eşlik eden kızıl akbabaları çok uzaktan da olsa görebildik. İşte Tilbe Nazlı'nın çektiği akbaba fotoğraflarından bazıları. 


Kızıl akbaba



Kara akbaba



2 in 1



Diğer grup ayrıldığı sırada, kahvaltı yaparken Mustafa abi ve yanındakileri kaçıran ben, Berkay ve Soner abi civarda biraz kuş baktık ve Mustafa abinin ekibini bulmaya çalıştık ama yapamadık =/ Bu sırada çok güzel bazı kuşlar gördük =) ama esas bomba Mustafa abileri bulamayıp "neredesiniz?" diye sormak için aradığımızda Mustafa abinin "2 tane bıyıklı doğan gördük" demesi oldu. Mustafa abilerle buluştuktan sonra hemen aramaya devam ettik ve sonunda bir tepenin üzerinde tünediklerini fark ettik =D Sadece tünemiyorlardı =D Çiftleşiyorlardı da! Bu iş böyle olmaz dedik ve kızlı erkekli takılan bu doğanlara müdahale kararı aldık xD Biz hemen o tepeye tırmanmaya çalışırken bizden daha hızlı davranan bir tilki çoktan o tepeye çıkarak onları kovalamış ve bir başka tepeye kaçmalarına sebep olmuştu. Bundan haberi olmayan Berkay ve ben dürbünlerimizden baktığımızda kulakları çok belirgin olan iri bir siluet gördük. Güneş arkadan geliyordu. "Baykuş bu! Puhu puhu !!!" diye bağırdık aniden =D sonradan sadece bize yüzü dönük olan bir tilkinin bu siluetin sahibi olduğunu öğrendik ve bu da grupta biraz gülüşmelere ve dalga geçmelere sebep oldu =D Sonuç olarak biz o tepeye çıktık. Şimdi bu güzel doğanların (bana kertik) Mustafa Erturhan abimin kamerasından çekilmiş fotoğraflarıyla baş başa bırakıyorum sizi. Fotoğraflar için kendisine teşekkür ediyoruz =) Ayrıca bıyıklı doğan kovalarken yolda bir diğer harika tür olan büyük örümcekkuşunu görme fırsatımız oldu. Kendisinin pek net olmayan fotoğrafı benim tarafımdan aceleyle çekilmiştir.


Bıyıklı doğan



Bıyıklı doğan



Büyük örümcekkuşu


Iğdır'a giden grubun sakallı akbaba görmesi kalanları kıskandırmış olsa bile biz çok mutlu ayrıldık kuş cennetinden. Gezimiz boyunca gözlemlediğimiz türlerin (sadece benim kayıtlarıma göre - ekleme yapmak isteyen herkes katkıda bulunabilir - bana yazın bunun için FBtan) görüldükleri yere göre tam listesi yayının en son kısmında yer alıyor. Son sabahımızda yola çıkarken herkes "hiç doyamadım!" diyordu. Nasıl doyulur böyle harika bir tura! Kars'a veda ederken herkes çok hüzünlüydü ve sevgili Lale hocam ve Emrah abim bizi gara kadar uğurladılar sağ olsunlar =) Çok eğlenceli ve bir o kadar olaylarla dolu bir dönüş yolculuğu başlamış oldu böylece. Yemek vagonunda kontrolden çıkmış, kendini bilmez ve sarhoş bir adamın olay çıkarması ve sonunda Sivas garında görevlilerce zorla trenden indirilip orantısız şiddete maruz kalması sağlam bir olay yarattı. Temel abi olaya yerinde müdahale etti =D Beni kimse bırakmadı bile zaten. Umarız o adam ciddi bir zarar görmemiştir ve bir daha içip sapıtmaz ve umarız dayağın ayarını kaçıran TCDD görevlisi haydut cezasını çeker. Her şeye rağmen devrim rüzgarlarının estiği dönüş yolculuğumuz süper geçti ve sağ salim evimize vardık. Böylece Türk kuşçu camiasının gördüğü en mükemmel gezilerden biri sona ermiş oldu. Fakat hepimiz hüzün ve boşluk için de bulduk kendimizi gezi bitince =/ Böyle güzel bir gezinin etkisinden çıkmak pek kolay olmayacak gibi =/ Hala etkisindeyim ben =D Bir sonraki organizasyonu dört gözle bekliyoruz ve OKGT olarak kesin ama kesin katılacağız! Baharda benzer bir organizasyon olabilir! Herkes hazır olsun! Bir sonraki yayına kadar herkese bol kuşlu günler =)

Kaan Özgencil


TÜR LİSTESİ


- 1.gün -
ANİ HARABELERİ: Kaya sıvacısı Saka Kaya çintesi Kaya serçesi Tarlakuşu Kulaklı toygar Gri leş kargası Sarı çinte
Küçük karga
Serçe
ÇILDIR GÖLÜ: Kukumav Saksağan Gri leş kargası İspinoz
Büyük baştankara
Atmaca
Küçük karga
Serçe
1.GÜN OTOBÜS YOLCULUĞU SIRASINDA GÖRÜLENLER: Kulaklı toygar Tarlakuşu Saksağan Gri leş kargası Kulaklı orman baykuşu Küçük karga Kaya güvercini
Kızıl şahin


- 2.gün -

ARAS NEHRİ KUŞ CENNETİ: Saksağan Küçük karga Serçe Bataklık çintesi Saka Tarla çintesi Dağ incirkuşu Fiyu Çamurcun Kara akbaba Kızıl akbaba Kızılgerdan Büyük ak balıkçıl Gri balıkçıl Büyük baştankara Alaca ağaçkakan Bıyıklı doğan Kuzgun Büyük örümcekkuşu Gri leş kargası
Sarı çinte
Yeşilbaş
Yeşil düdükçün
Karatavuk
Çıtkuşu
Ketenkuşu
TUZLUCA ÇÖPLÜK: Kaya kartalı Sakallı akbaba Kara akbaba ?? Ben yoktum fazla bilmiyorum

2.GÜN OTOBÜS YOLCULUKLARI:
Kuzgun Kulaklı toygar Atmaca Küçük karga Saksağan